Benim Amerika’m: Yeni DünyaEboo Patel
| |||
|---|---|---|---|
Amerika’yı seviyorum; mükemmel bir yer olduğunu düşündüğüm için değil; Hintli bir Müslüman göçmenin oğlu olarak, ilerleyişine ortak olmama, rüyasında kendime bir yer edinmeme ve bana sunduğu fırsatları değerlendirmeme izin verdiği için seviyorum. Amerika’daki en eski Avrupalı yerleşimcilerden biri olan John Winthrop, insanların Amerika’ya neden bu gözle baktıkları konusunda fikir veriyor. Kendisi gibi vatansever olan arkadaşlarına, kendi toplumlarının tepeye kurulmuş bir şehir gibi dünyaya bir fener olacağını söylemiştir. Bu, Winthrop’un Hıristiyan inancında kök salan bir umuttu. Hayal edilen o tepedeki şehrin ortasında ise bir kilise kulesi bulunduğuna dair hiç şüphe yoktu. Yüz yıllar boyunca Amerika, hem dikkate değer bir şekilde çoğulcu bir ülke olurken, hem de oldukça dindar bir ülke olarak kaldı. Gerçekten de, Batı’nın en dindar toplumu, dünyanın din çeşitliliği en çok olan ülkesiyiz. Tepedeki şehrin ortasındaki kilise kulesi şimdi Müslüman camilerinin minareleriyle, Yahudi sinagoglarının İbranice yazılarıyla, Budist sangalarının ilahileriyle ve Hindu tapınaklarının heykelleriyle kuşatılmış durumda. Amerika’nın Kurucu Atalarının pek çoğu Episkopalyandı ama bugün Amerika’da Episkopalyan’dan çok Müslüman vardır. Bir yüz yıl önce, büyük Afrikalı-Amerikalı bilgin W.E.B. DuBois, yüzyılın sorununun renk sınırı olacağına dair bizi uyarmıştı. 21. yüzyıla da inanç sınırı hakim olabilir. Kuzey İrlanda’dan Güney Afrika’ya, Orta Doğu’dan Orta Amerika’ya kadar, insanlar Tanrı’nın adıyla yargılıyor, baskı altında tutuyor ve öldürüyorlar. Ülkemin (Amerika), dinimin (İslam) ve Allah’ın bütün kullarının acil olarak cevaplanmasını istedikleri sorular şunlar olabilir: Cennet fikirleri farklı olan insanlar dünyada nasıl birlikte yaşayacaklar? Kilise kulesi, minare, sinagog, tapınak ve sanga tepedeki yeni şehirde yerlerini paylaşmayı öğrenebilecekler mi? Bana kalırsa, hoşgörü ve saygıyı harmanlayan Amerikan ruhunun bu meseleye özel bir katkısı olacak. Amerika, çoğunluğunu dünyanın farklı kesimlerinden gelen insanların oluşturdukları yerdir. Amerikan dehası, Amerika’nın bu insanlara Amerikan geleneğine katkıda bulunmalarına ve Amerikan şarkısına yeni notalar eklemelerine izin vermesinde yatıyor. Ben Amerikalı bir Müslümanım. Ruhumda, Allah’ın iradesine boyun eğmek isteyen kahramanlıkların, hareketlerin ve medeniyetlerin uzun tarihini taşıyorum. Hz. Muhammed İslam’ın en önemli çağrısını yaparken, Allah’ın birliğini ve adaletini, onun rahman ve rahim oluşunu okurken, ruhum onu dinledi. Orta çağlarda ruhum Doğuya ve Batıya yayıldı; camilerde dua etti, orta çağdaki büyük Müslüman şehirleri olan Kahire, Bağdat ve Kurtuba kütüphanelerinde çalıştı. Ruhum Rumi’yle döndü, İbn Rüşt ile Aristo’yu okudu ve Nasır Hüsrev ile Orta Asya’ya gitti. Kolonileşmenin başladığı çağda, Müslüman ruhum adalet dağıtmak için yollara düştü. Abdül Gaffar Han ve Hüdai Kidmatgar ile satyagrahalarında Hindistan’ı özgürlüğüne kavuşturmak için yürüdü. Ruhum, çok kültürlü Güney Afrika için girdikleri mücadelede Farid Esack, Ebrahim Moosa, Rahid Omar ve Müslüman Gençlik Hareketi’nin yanında oldu. Bir gözümde bu kadim çoğulcu Müslüman görüşü, ötekinde Amerikan rüyası var. Yüreğimde ise, bu olasılığı gerçekleştirebilmemiz için ettiğim dualar: bir tepenin üstüne kurulmuş, farklı dini toplulukların saygıyla yerlerini paylaştıkları, herkesin iyiliği için birlikte çalıştığı bir şehir; çeşitli millet ve insanların birbirlerine kardeşçe ve faziletle yaklaşmaya başladıkları bir dünya ile hep birlikte ortak bir yaşam sürebildiğimiz bir yüzyıl. Kelly McWilliams >>>>
Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir. |
|||