Benim Amerika’m
| |||||
|---|---|---|---|---|---|
Amerikan olmanın tanımını yapmak, kurulduğu günden bu yana Amerikan vatandaşları arasında tartışma konusu olmuştur. Ne var ki bu sorunun cevabını bulmak için içimize bakınca, çoğu zaman dışarıya yönelerek tabiri caizse dünyayla diyalog kuruyoruz. Örneğin, Ralph Waldo Emerson 1841’de yayınlanan ünlü makalesi “Self-Reliance” (Özgüven)’de, bu değeri geçmişe, özellikle “Avrupa geçmişine” tepki olarak tanımlar. “Kendi kimliğini bulmakta ısrar et,” der Emerson. “Asla taklit etme.” Bu bölümde yer alan “Benim Amerika’m” adlı makalelerde de, okur aynı zihniyeti görebilir. Kendi yaşlarındaki uluslararası okurlara bu ülke hakkında söylenmesi gerektiğini düşündükleri şeyleri dile getirmeleri için ABD’nin çeşitli yerlerinden, farklı mesleklerden ve kimisi evli kimisi bekâr beş çağdaş yazardan yazı istedik. Bu yazıların, ABD’nin ve ABD halkının resmini, Hollywood filmlerinin ve uluslararası TV haberlerinin çizdiğinden daha derin ve daha anlamlı bir şekilde ifade edeceğini düşündük Bu yazıların pek çoğu önce ABD’nin içine bakarak başlıyor daha sonra ise bütün dünyayı kapsıyor. Sonradan ABD vatandaşı olan Jacqueline Morais Easley, onunla aynı apartmanda yaşayan ailelerin çeşitliliğine hayret ederken, kızınının boya yaparken çizgilerin dışına taşmasına neden bu kadar değer verdiğini de açıklıyor. Eski bir asker olan Korey London, ülkesini savunmasındaki nedenlerini anlatıyor. New York City’de bir dergi editörü olan Ashley Moore, üniversiteden sonra bulduğu ilk işinde, memleketi Teksas’tan uzakta, küçük dairesinde boş buzdolabıyla yaşarken, Amerikan rüyasından çok çok uzakta olduğunu söylüyor. Chicago’daki dinlerarası bir konseyin Müslüman başkanı olan Eboo Patel, diniyle Amerika’nın hoşgörü geleneğinin birbirini güçlendirdiğini söylerken, böyle düşünmesinin nedenlerini de belirtiyor. Bir yazarın “Amerikan tarihinin trajik ve talihsiz dönemleri” diye adlandırdığı şeyin gerçekten farkında olan üniversite birinci sınıf öğrencisi Kelly McWilliams, bu sürekli kendini düzelten ülkede yaşamayı seçmesinin nedenlerini anlatıyor. Kelly, önceden köleyken sonra ülkenin önde gelen kölelik karşıtı eylemcilerinden olan Frederick Douglass’ı örnek alıyor kendine; Douglass’ın ABD’de kalıp ülke içinde köleliğe karşı siyasi mücadele başlatmaya karar verdiğine dikkat çekiyor. “Amerika, halkına uyum sağlaması için yeniden yapılandırılabilir” diye yazıyor bu on sekiz yaşındaki kız. “Amerika buna gönüllü. Amerika bunu bekliyor. Ve bu durum gerçekliğini sürdürdükçe, ben de Amerikan olmayı sürdüreceğim.” |
|||||