Benim Amerika’m: Amerika’nın AnlamıKelly McWilliams
| |||
|---|---|---|---|
California’da doğdum, kıtanın diğer ucundaki Boston’da yaşıyorum. Doğu sahilinde, kültürel olarak manzara ve ev diye bildiğim her şey bütünüyle farklı ama yine de hepsini Amerikan olarak görüyorum. Eski evimle yeni evim arasındaki 3000 mil arasında uzayıp giden geniş düzlükleri, tarlaları, batı şehirlerini, dağları, madenleri, zenginlerin ve yoksulların evlerini, milyonlarca farklı sesi, dilleri düşünüyorum. Bunların da Amerika’ya ait olduğunu biliyorum. Amerika Nedir? Ben Amerika’ya evim diyorum ama herkes için böyle olmadığının farkındayım. Burası kimi zaman atalarım için bile ev olmamış. Melez yani beyaz ile siyah karışımı olduğum için, söylediklerimizle yeterince sarsabilirsek Amerika’nın tıpkı altın gibi istediğimiz şekle sokabileceğimiz bir ülke olduğunu biliyorum. Ünlü kölelik karşıtı, kaçmış Amerikan bir köle ve her zaman seveceğim bir yazar olan Frederick Douglass, ülkemizi hapishaneden eve dönüştürmek için kelimelerini kullandı. Kelimeler burada güçlü oldukları ve anayasamız da kelimelerin susturulmasına karşı çıktığı için yazar oldum. Ben Amerikalıyım. Ne kadar kusurlu olmuşsa veya olursa olsun, kemiklerim toprağa karışıncaya kadar bu ülke adına çalışacağımı göstermek için, kuma çoktan kendi adım için bir X işareti koydum. Tarih, bu toprağın insan ruhunun yaşam kaynağı olan hakikatleri ortaya çıkarması için çalıştığımızı gösteriyor: Özgürlük, fırsat ve kendi ülkemizin yanlışlarına karşı bile mücadele etme gerçekleri. Biz vatandaşlar dinlediğimiz sürece Amerika için korkmuyorum. Yakın bir zamanda, neden daha çok Amerikalının haksızlıklara ses çıkarmadığını ve sesizliğin bir saniye de olsa neden hüküm sürdüğünü merak ettim. Ama ne olursa olsun, bir süre sonra isyanın ayak sesleri duyulur uzaktan; gazeteler kendilerine basacak yeni ve zor bir hedef bulurlar. Biz de tarih içindeki rolümüzü oynamaya başlarız. İşte o anda, vicdanını dinleyen insanlar, uzak diyarlarda bilinçsizce yaptığımız haksızlıklar karşısında seslerini duyurmaya başlar. Guantánamo Bay, tarih kitaplarına ülkemizin karanlık bir dönemi olarak geçecek. Şahsi olarak tasvip etmediğim uluslararası politikalar iyimserliğimi zorluyor. Ama buna karşın, bu ülke halkının şair olduğunu anımsamak bana umut veriyor. Ülkemizin kabuslarından her zaman uyanmasını sağlayacak. Frederick Douglass Amerika’yı sadece insanlarımız için değiştirmek amacıyla almadı eline kalemi; bu ülkeyi sevdiği için de yazdı. Pek çok kölenin yaptığı gibi Kanada’ya gitmedi. Frederick Douglass, Doğu Sahili’nde şu an oturduğum yerin civarında Boston yakınlarında yaşadı. Oradan oraya giderek kök salması için yazdıklarını tohum gibi saçtı. Onun örneğinden sonra, ne kadar genç ve zayıf olursa olsun, Amerika, halkına uyum sağlaması için yeniden yapılandırılabilir; buna bütün kalbimle inanıyorum. Amerika buna gönüllü. Amerika bunu bekliyor. Ve bu durum gerçekliğini sürdürdükçe, ben de Amerikan olmayı sürdüreceğim.”
Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir. |
|||