eJournal USA

Benim Amerika’m: Bir Havacının Öyküsü

Korey London

Snapshot USA

İÇİNDEKİLER
Bu Sayı Hakkında
Benim Amerika’m
Benim Amerika’m: Çizgilerin Dışına Taşmak
Benim Amerika’m: Bir Havacının Öyküsü
Benim Amerika’m: Şehir ve Rüya
Benim Amerika’m: Yeni Dünya
Benim Amerika’m: Amerika’nın Anlamı
Çoğulculuk ve Demokrasi
Amerikan Kültürü Gobleni
Beş Örnek Kişi
Amerikan İkonları
ABD’de Kısa Bir Gezinti
Video Gösterimi video feature icon
ABD’nin Anlık Fotoğrafı
İnternet Kaynakları
Adobe Acrobat (PDF) dosyasını indir
 

Korey London
Korey London’ın İzniyle

ABD Hava Kuvvetleri’nde askerlik yapmış olan Korey London Georgia Augusta’daki Augusta Üniversitesi’nden yeni mezun olmuştur; şimdi hem Augusta hem Paine Üniversitesi’nde halkla ilişkiler müdürü yardımcısıdır.

Orta okuldayken aldığımız tarih derslerini hatırlıyorum da; öğretmenimiz, 1900’lü yılların başlarında, çoğunluğu Avrupa ülkelerinden ayrılıp daha iyi şartlar altında yaşamak için ABD’ye gelmek isteyen insanlardan bahsederdi. Bilet alıp ABD’ye gelmeyi başaran insanlara göçmen denirmiş. Amerika’nın, taşı toprağı altın bir fırsatlar ülkesi olduğu söylenirmiş.

Ben şimdiye dek böyle altından örülmüş yollara rastlamadım burada; ama bu ülkede değerlendirmesini bilenler için sayısız fırsat var.

Tarih derslerinde, köle ticareti sırasında Afrika’nın batı sahilinde yakalanıp gemiyle ABD, Güney Amerika ve Karayip Adaları’na götürülen insanların hikâyelerinin anlatıldığını da hatırlıyorum. Afrikalıların Yeni Dünya’ya getirilirken yaptıkları uzun deniz yolculuğu sırasında karşı karşıya kaldıkları korkunç yaşam koşulları hakkında duyduklarımı da hiç unutmadım. ABD’de kölelik kurumu kaldırılmadan önce Afrikalıların katlanmak zorunda kaldıkları işkence hikâyeleri de hala aklımda. İnsan böyle zor şartlar altında nasıl hayatta kalır, hayret ediyorum. Ama onlar bunu başardılar. Kimi zaman kendi siyah tenime bakınca, o koşullar altında hayatta kalıp kalamayacağımı merak ediyorum. Sonra atalarımın başına gelenleri yaşamak zorunda kalmadığım için Tanrı’ya şükrediyorum.

Amerika’yı düşündüğüm zaman, genellikle aklıma daha iyi şartlarda yaşamak için ABD’ye gelen ya da buraya kölelik için getirilip güzel günler gelinceye kadar buna katlanan geçmiş kuşaklar geliyor. Her iki grup da güçlüklere göğüs gerdi; bu ülkeye geldiklerinde önlerine çıkan fırsatları değerlendirebilmeleri için genç kuşakları hazırlamak için çalıştı.

“Amerikan nedir?” sorusu biraz zor bir soru çünkü Yerli Amerikalılar dışında hepimiz, en azından atalarımız, buraya ABD dışındaki ülkelerden geldik.

Benim ailem de öyle. Annemle babam Karayiplerin iki küçük adasında doğmuş. Annem Guadeloupe’lu, babamsa St. Maarten’li. İlk defa St. Maarten’de karşılaşmışlar; o sırada daha ilk gençliklerini yaşıyorlarmış. 1960’ların sonuna doğru, farklı zamanlarda ABD’ye taşınmışlar. Annem New York’a yerleştiği zaman, babamın çok önceden buraya geldiğini öğrenmiş. Annem nasıl olduysa babamı bulmuş, gerisi tahmin etmek zor olmasa gerek.

Babam en sonunda ABD Ordusu’na katıldı, 20 yıl boyunca hizmet etti. Babamın askeri kariyeri sayesinde ailecek oldukça rahat bir yaşam sürdük ve babam asker olmasaydı belki de dünyanın hiç göremeyeceğimiz farklı farklı yerlerini gördük. Ben daha lisedeyken ağabeyim ABD Hava Kuvvetleri’ne yazıldı. Bir yıl üniversitede okuduktan sonra ben de Hava Kuvvetleri’ne katıldım. Şimdi orduda geçirmem gereken süreyi doldurmuş bulunuyorum; masraflarını ordunun karşıladığı üniversite öğrenimim de bitti sayılır. Almakta olduğum eğitimin yanı sıra, ABD Hava Kuvvetleri’nde ülkeme hizmet ederken yaşadığım birçok güzel anım da var.

Hava Kuvvetleri’ndeki en iyi işlerden birinde çalışacak kadar şanslıymışım. İşim kamu işleri ofisinde haber bültenlerini düzenlemekti. İşim sayesinde, ABD’nin güvenliğini sağlamak ve ihtiyacı olanların yardımına koşmak için hava kuvvetlerindeki diğer havacıların ne yaptıklarını öğrenme fırsatı buldum.

Hiç unutmadığım anılarımdan biri de Kutup Dairesi'ndeki küçük ve uzak bir köye gidişimdir. Alaska Anchroge'dan gelen gazetecilerin bir hava köprüsü filosunun, orada yaşayan Alaskalı Yerlilere güç kaynağı ve başka gereçler dağıtmasını haber yapmalarına yardım etmek için gitmiştim. Dağıtım, Noel’den bir iki hafta önce, her yıl gerçekleşen bir olaydı. Olayın en güzel yanı ise, erzak ve araç-gereçleri aldıkları zaman, köylülerin ne kadar minnettar olduklarını görmekti. Alaska Yerlilerine yardım etmek, dağıtıma katılan havacılar için olağan bir işti. Bu havacılar, Hava Kuvvetleri’nin özünü oluşturan şu değerleri kendilerine yaşam felsefesi olarak belirlemişlerdi: Önce Dürüstlük, Hizmet Benliğinden Önce Gelir ve Yaptığımız Her Şey Mükemmel Olmalı.

Haberleri izlerken veya gazeteleri okurken Amerikan askerlerin, bahriyelilerin, denizcilerin ve havacıların Irak’ta öldürüldüğünü öğrenmek bana bu yüzden acı veriyor. Ben kendimi bir vatan sever olarak görüyorum, ülkemi karomak ve ona hizmet etmek için orduya katıldım. Ama oeduya katılmamdaki en önemli etken çıkıp insan öldürmek değildi. Tahsilim için para kazanmak ve ordu dışında bir kariyer eğitimi almak istiyordum. Birlikte çalıştığım pek çok havacı da bu yüzden orduya katıldığını söylemişti. Hayatını kaybeden ordu üyelerinin raporlarını görünce, bu ceset torbalarının içinde eve getirilen ben de olabilirdim diye düşünüyorum. Ama bu, yeni kuşak erkek ve kadın askerlerin, gelecek kuşaklar başka bir 11 Eylül felaketi yaşamasınlar diye yaptıkları fedakârlığın bir parçası.

Ashley Moore >>>>

Snapshot USA

Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir.

Back to Top


       Bu site ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Enformasyon Dairesi tarafından oluşturulmuş ve güncellenmektedir.
       Diğer internet sitelerine olan bağlantılar, orada belirtilen düşüncelerin tasvip edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.