ABD Dış İşleri Bakanlığı - Yayınlar
jump over navigation bar
 
 
  
USINFO > Yayınlar

İnternet Oyun Sahasını Nasıl Değiştiriyor

Andy Carvin

The Long Campaign: U.S. Elections 2008

İÇİNDEKİLER
Bu Sayı Hakkında
İnternet Oyun Sahasını Nasıl Değiştiriyor
Yeni Oy Kullanma Teknolojisi: Sorun mu yoksa Çözüm mü?
İlk Kez Oy Kullanmak
Kongre Seçimleri
Değişen ABD Seçmeni
ABD’deki Kadın Seçmenler
Başkanlık Seçimini Haber Yapmak: Basın Otobüsünden Manzaralar
Siyasi Anketler: Neden Onlarsız Yaşayamıyoruz
Yeni Bir Başlangıç
2008 ABD Seçimleri Nasıl Finanse Edilecek
Seçici Kurul Gerçekten Yararlı Oldu mu?
Kaynakça
İnternet Kaynakları
Adobe Acrobat (PDF) dosyasını indir
 

Demokrat başkan adayları Mike Gravel, Chris Dodd, John Edwards, Hillary Clinton, Barack Obama, Bill Richardson, Joseph Biden ve Dennis Kucinich, Temmuz 2007’de Güney Carolina’daki Citader askeri kolejinde CNN, YouTube ve Google tarafından düzenlenen bir oturumda Hickory, Kuzey Carolina’da oturan din görevlisi Reggie Longcrier’ın sorusunu dinliyor.
Demokrat başkan adayları Mike Gravel, Chris Dodd, John Edwards, Hillary Clinton, Barack Obama, Bill Richardson, Joseph Biden ve Dennis Kucinich, Temmuz 2007’de Güney Carolina’daki Citader askeri kolejinde CNN, YouTube ve Google tarafından düzenlenen bir oturumda Hickory, Kuzey Carolina’da oturan din görevlisi Reggie Longcrier’ın sorusunu dinliyor.
© AP Images/Charles Dharapak

İnternet, akla gelebilecek her türlü amaç için insanları bir araya getirerek geçtiğimiz son on yıl içinde iletişimde devrim yaratmıştır. Bu bölümde, adayların ve halkın seçmenleri etkilemek için kullandıkları siyasi arenada ortaya çıkan çeşitli çevrimiçi yeniliklere değinilmektedir ( hatta halk bu araçları adaylardan daha yaratıcı bir şekilde kullanmaktadır ).Andy Carvin Digital Divide Network’ün eski direktörüdür [http://www.digitaldivide.net] ve Public Broadcast Service için Learning.now adında bir blog'da yazmaktadır [http://www.pbs.org].

2008 ABD genel seçimi, hiç şüphesiz Amerika tarihinde bir dönüm noktası olacaktır; ancak bunun nedeni belirli bir aday veya politika değildir. Yakın zamanda gerçekleşen seçim dönemlerinde de görüldüğü üzere, İnternet; kampanya çalışmaları, kaynak sağlama ve yurttaşlarla iletişim açısından güçlü bir siyasi araç haline gelmiştir. Ne var ki, bu seçim dönemini bu denli ilginç kılan, söz konusu yeniliklerin büyük kısmının kampanyalar veya siyasetçiler tarafından değil, halk tarafından yapılmasıdır.

İnternet erişimi Amerika Birleşik Devletleri’nde kesinlikle yeni bir fenomen değildir. Milyonlarca Amerikalı 1990’ların ortasından itibaren evde, işte ve okulda İnternet erişimi ve teknoloji becerileri edinmiştir. Pew Internet ve American Life Project’in Haziran 2007’de bildirdiği bir rapora göre, bütün Amerikan yetişkinlerin yüzde 71’inin evde İnternet erişimi vardır; yetişkinlerin yüzde 50’si ise yüksek hızlı geniş bant erişimine sahiptir.

Benzer şekilde, ABD devlet okulları ve kütüphanelerinin büyük bir çoğunluğu İnternet erişimine sahiptir. Ancak, haklarından mahrum edilmiş gruplar (özellikle eğitim ve gelir seviyesi bakımından), yaşlılar, özürlü vatandaşlar ve etnik azınlıklar söz konusu olduğunda, bu kişilerin İnternet erişimi ve becerisi açısından diğer insanlarla aralarında hâlâ büyük uçurumlar vardır. Ancak geçtiğimiz son on yılda, İnternet kullanımında genel olarak önemli ölçüde bir artış gözlenmiştir.

Amerikan halkı ilk kez çevrimiçi olmaya başladığında, İnternette mevcut olan içeriğin büyük kısmı profesyoneller veya teknolojik uzmanlığa sahip kişiler tarafından üretilmekteydi. Çevrimiçi yayıncılık, büyük miktarda düzgün içerik üretme yetisinin yanı sıra, ön koşul olarak teknolojik becerilere sahip olmayı gerektirmekteydi. Özellikle, çevrimiçi ses ve video ürünleri genellikle büyük medya kaynaklarının bölgesi olarak görülmekteydi.

Ancak bu durum İnternet’te halk tarafından üretilen içeriklerin bulunmadığı anlamına gelmiyordu. 1990’ların sonlarından itibaren, sayısı her gün biraz daha artan İnternet kullanıcıları, kendi hayatlarının günlük gidişatı hakkında kendi şahsi jurnallerini veya “Web log’larını” yayınlamaya başladılar. Bu yayınların bir kısmı ilginç, büyük bir kısmı ise vasattı. Ne var ki, Web log veya blog fikri kendi başına öylesine çarpıcıydı ki, bazı çevrimiçi geliştirmeciler herkesin istediği metni çevrimiçi yayınlamasını kolaylaştırmak için araçlar tasarlamaya başladılar. Bu fenomen kısa sürede kendi terminolojisini oluşturdu; “Web 2.0” ve “social media” bu akımları tanımlamakta en yaygın biçimde kullanılan yöntemler arasındadır.

İnternet üstünde bir video paylaşım servisi olan YouTube, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasette rol oynuyor.
İnternet üstünde bir video paylaşım servisi olan YouTube, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki siyasette rol oynuyor.
© AP Images/Cameron Bloch

Sanal Topluluklar

Sayıları giderek artan İnternet kullanıcıları aynı zamanda çevrimiçi topluluklarda da yer almaya başlamışlardır. Bu topluluklar da kesinlikle yeni bir fenomen değildi; e-posta grupları ile çevrimiçi bülten kurulu toplulukları 1970’lerden beri vardı; ancak İnternet kullanımı yaygınlaştıkça, çevrimiçi oluşan grupların türleri de yaygınlaşmıştır. İnsanlar teknoloji ağırlıklı grupların yanında küçük bir azınlık olarak kalmak yerine, kasaba veya civar çevre gibi coğrafi topluluklar olarak, ayrıca hobi ya da mesleki örgütler gibi ilgi alanı toplulukları olarak çevrimiçi topluluklar oluşturmaya başlamışlardır.

2000’li yılların başlarında, özellikle blog’culuk kelimenin tam manasıyla uçmuş, binlerce insan kendi blogunu oluşturmuştur. Sadece birkaç yıl içinde bu binler milyonlara ulaşacaktı. Çok geçmeden bazı insanlar siyasi konular çerçevesinde günlüklerini yayınlamaya başladılar. Blog’cular kısa zamanda hemfikir oldukları siyasi dava veya adaylar etrafında birlikler oluşturdular. Ayrıca kendi aralarında iletişimi koordine etmek için çevrimiçi topluluk araçlarını kullanmaya başladılar.

Bu taban örgütlenmeli çevrimiçi toplulukların (ya da diğer adlarıyla “netroot”ların) ilk örneklerinden en çok bilineni 2004 Howard Dean başkanlık seçimi kampanyasıdır. Medya ve siyaset duayenleri tarafından önceleri üçüncü sınıf bir aday olarak görülen Howard, blog’ları, kitlelere hitap eden e-posta kampanyalarını ve çevrimiçi topluluk görüşmelerini kullanmak suretiyle sanal alemde inanılmaz bir destek toplamıştır. Howard çok geçmeden ülkedeki insanlardan siyasi destek ve kampanya katkısı almaya başlamıştır. Howard’ın çevrimiçi profili arttıkça, genel medya kaynakları da Howard’ı daha çok haber yapmaya, kaynak sağlama başarılarını ve internetteki popülerliğini fark etmeye başlamışlardır. Nerdeyse her yerde ciddiye alınması gereken bir siyasi güç haline gelmiştir. Howard sonunda Demokrat Parti adaylığını kaybetse de, kendisinin başarılı çevrimiçi örgütlenme teknikleri, diğer davalar konusunda harekete geçmek için hazırlanmış liberal aktivistlerin çevrimiçi altyapısını oluşturmalarına katkıda bulunmuştur.

Diğer netroot kampanyaları Dean kampanyasından önce başlamıştır ve bugüne kadar devam etmektedir. Sözgelimi, San Francisco bölgesindeki yazılım şirketinin kurucuları 1997 yılında dostlarına ve iş arkadaşlarına e-postalar göndermeye başlamışlardır; bu e-postalarda arkadaşlarından seçilmiş yetkililerini zamanın Başkanı Bill Clinton’a karşı yapılan suçlama sürecini bitirmeye ve diğer politika meselelerine “geçmelerini” çağırmalarını istemişlerdir. E-posta kampanyası öyle büyük yankı uyandırmıştır ki, bu kurucuların dostları ve iş arkadaşları bu e-postaları diğer insanlara göndermeye başlamışlardır. Zamanla, bu küçük kampanya süregelen davalara, özellikle Irak’taki savaşı bitirmeye odaklanan sürekli bir halk politikası organizasyonu haline gelmiştir. MoveOn.org, e-posta tabanlı siyasi kampanyalarında yer alan milyonlarca İnternet kullanıcısıyla şimdi Amerika’daki en güçlü siyasi eylem komitelerinden biridir.

Demokratik Ulusal Kongre’deki yaygın yayın ve yazılı medya yazarlarının yanında blog’cular için özel bir bölüm hazırlanmıştır. “Blog’cunun Bulvarı”, 2004 yılında, Boston (Massachusetts)’da ulusal siyasi kongreyi ilk kez canlı yayında haber yapmıştır.
Demokratik Ulusal Kongre’deki yaygın yayın ve yazılı medya yazarlarının yanında blog’cular için özel bir bölüm hazırlanmıştır. “Blog’cunun Bulvarı”, 2004 yılında, Boston (Massachusetts)’da ulusal siyasi kongreyi ilk kez canlı yayında haber yapmıştır.
© AP Images/Lauren Burke

UGC ve Sosyal Ağlar

2006 kongre seçimleri gerçekleştiğinde, 2008 seçim dönemi boyunca ortaya çıkacak olan şeylerin örneklerini temsil eden iki yeni İnternet akımı vardı. Önce, genellikle “kullanıcının ürettiği içerik” veya UGC (user generated content) tanımlanan bir patlama yaşadık. UGC, temelde amatörler tarafından oluşturulan metin, fotoğraf, sesli içerik ve video gibi her türlü çevrimiçi malzemedir. Saddam Hüseyin’in mobil telefonla çekilmiş idam sahnesi, uluslararası alanda bilinen bir UGC örneğidir. Irak hükümeti idam hazırlığını belgeleyen resmi bir video parçası yayınlamış olduğu halde, dünya çapında manşet olan malzeme, idamı izleyen biri tarafından çekilmiş bir UGC olmuştur.

YouTube (video) ve Flickr (fotoğraf) gibi multimedya içeriği paylaşımında uzmanlaşmış Web siteleri sayesinde, İnternette kullanıcının ürettiği içerik sıkıntısı çekilmemektedir. 2006 yılında Pew Internet ve American Life Project tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 40 milyon Amerikalı çevrimiçi bazı UGC biçimlerini yayınlamış, yedi İnternet kullanıcısından biri de blog açmıştır.

Makak hareketi adlı bir UGC 2006 seçim dönemine damgasını vurmuştur.

Virginia Senatörü George Allen yeniden seçilmek için kampanya yürütürken, S.R. Sidarth adlı genç bir adam tarafından düzenli olarak takip edilmekteydi; Sidarth, Allen’ın rakibi Jim Webb’in kampanyası için çalışıyordu. Sidarth’ın görevi, Allen’in halk içinde boy gösterdiği anları videoya çekmekti; böylece Allen’ın alenen söylediği her şey kaydedilebilecek ve belki de Webb kampanyasında kullanılabilecekti. O yıl Ağustos ayındaki bir kampanya ziyaretinde, Allen mitinge katılanları Sidarth’ın varlığından açıkça haberdar etmiş, Sidarth’dan iki kez “Makak” şeklinde söz etmiştir. Hint asıllı Sidarth, Allen’ın yorumlarının yer aldığı bu video klibi YouTube ve diğer Web sitelerinde yayınlamış, klip kısa sürede yüz binlerce İnternet kullanıcısı tarafından seyredilmiştir. Video çok geçmeden büyük bir kampanya meselesi haline gelmiştir; çünkü Allen “makak” kelimesini kullanması dolayısıyla kendisine yöneltilen suçlamalara karşı kendini savunmak zorunda kalmıştır; “makak” bir maymun cinsinin adıdır ve bir ırkı aşağılamak için kullanılmaktadır. Allen özür dilemiş ve bu kelimenin kendisi için hiçbir aşağılayıcı anlam taşımadığını belirtmiştir. Daha sonra, o yılın Kasım ayında Allen az bir oyla yeniden seçilme girişimini kaybetmiş, çok sayıda yorumcunun görüşü ise Sidarth tarafından çekilen bu UGC’nin Jim Webb’in Allen’a galip gelmesinde rol oynadığı yönünde olmuştur.

İkinci bir önemli akım olmasaydı, kullanıcının ürettiği içerik çevrimiçi siyasette belki de asla büyük bir güç olmayacaktı. Bu ikinci önemli akım, çevrimiçi sosyal ağların büyümesi idi. Çevrimiçi topluluklar, İnternetin ortaya çıktığı ilk günlerden itibaren bu sanal sahnedeki yerlerini almışlardır. Ne var ki son birkaç yıl içinde, gelişen teknolojinin kullanıcıların kendi içeriklerini yükleyip birbirleriyle iletişim kurmalarını daha kolay hale getirmesiyle, çevrimiçi toplulukların sayısı ve boyutları ciddi bir artış göstermiştir. MySpace ve Facebook gibi siteler, gençler ve üniversite öğrencileri tarafından kullanılan küçük topluluklardan on milyonlarca üyesi olan çevrimiçi santraller haline gelmiştir. Ipsos Inc’in Temmuz 2007’de sunduğu bir rapora göre, Amerikalı İnternet kullanıcılarının yüzde 24’ü geçen ay içinde bir sosyal ağda yer almış, bütün çevrimiçi kullanıcıların üçte biri ise video indirmiştir. 2006 seçimlerindeki adaylar, büyük sosyal ağ sitelerinde kişisel çevrimiçi profillerini oluşturarak, bazıları da kampanya reklamı ve diğer multimedya malzemeleri yükleyerek bu akımlardan yararlanmıştır.

2003 yılında, zamanın Beyaz Saray İletişim Müdürü Dan Bartlett, Beyaz Saray’dan doğrudan ABD vatandaşlarına bağlanılarak yapılan canlı bir sohbette.
2003 yılında, zamanın Beyaz Saray İletişim Müdürü Dan Bartlett, Beyaz Saray’dan doğrudan ABD vatandaşlarına bağlanılarak yapılan canlı bir sohbette.
© AP Images/Charles Dharapak

2008 Yılı için Çevrimiçi Yenilikler

2006 seçim dönemi, 2008’de göreceklerimizin habercisi olmuştur. Bir önceki başkanlık seçimi kampanyasından itibaren, geleceğin adayları yalnızca kendi kampanyalarına özel olarak oluşturdukları sosyal ağlarla, sosyal ağ fenomeninde bir adım öne geçmiştir. Özellikle, Demokrat adaylar Barack Obama ve John Edwards oldukça büyük sosyal ağlarıyla öne çıkarak, bu araçları kendilerini destekleyenlere seslenmekte ve elbette katkıları kendi kampanya sandıklarına çekmekte kullanmışlardır.

Her iki büyük siyasi partinin adayları çevrimiçi videoyu seslendikleri kitle ile etkileşime geçmenin doğal bir yolu olarak benimsemiş, hatta bazıları adaylıklarını internet üzerinden yayınladıkları videolarla açıklayacak kadar ileri gitmiştir.

Adaylar kendi sosyal ağlarını oluşturmaya başladıkça, halkın içinden kişilerin de kendi ağlarını oluşturdukları, kendileriyle aynı görüşleri paylaşan kişilerle siyasi meseleleri tartıştıkları görülmektedir. “Kendin yap” sosyal ağları 2006’nın sonbaharında bile pek bilinmiyordu; ancak o zamandan bugüne kadar geçen kısa zaman dilimi içinde Ning.com gibi çevrimiçi araçlar herkesin tek bir alanda bir sosyal ağ oluşturmasını kolay hale getirmiştir. Artık kişilerin yanı sıra kısıtlı finansmana sahip yeni kampanyalar bir “netroot” tabanı oluşturmak için bu araçları kullanabilmektedir.

Yakın zamanda ayrıca özellikle kaynak sağlamaya yönelik sosyal ağ gelişmeleri gözlenmiştir. Bunların en ilginci Change.org adlı bir sitedir. Başta kişileri yardım kampanyaları çerçevesinde bir araya getirmek üzere kurulmuş olan bu sosyal ağ, yapısını yeniden tasarlayarak kişileri siyasi dava veya adayları desteklemek üzere bir araya getirmeye başlamıştır. Sözgelimi, kendi silahını kullanma hakkını savunan bir grup aktivist, bu siteyi gayri resmi bir siyasi eylem komitesi olarak kullanabilir ve kendi politikalarını kabul eden adayları desteklemek için kaynak sağlayabilir. Şayet gerçek aday henüz seçilmemişse, ilgili siyasi parti adayı belirleyinceye dek Change.org parayı emanette tutacaktır. Bir aday bu çevrimiçi aktivistlerden parayı resmi olarak aldığında ise, adayın rakibine Change.org’un parasını diğer adayın aldığını belirten bir yazı gönderilir, böylece rakip adaya mesele karşısındaki duruşları nedeniyle vatandaşların rakip aleyhine para sağladığı konusunda bilgi verilir.

Özetle, 2008 yılı Seçim Kampanyası henüz bir sonuca bağlanmamış olsa da, kesin olan bir şey vardır. İnternet, adaylarla ABD seçmenlerinin birbirleriyle etkileşimini sonsuza dek değiştirmiştir. En başarılı bir veya iki adaydan daha fazlası kaynak sağlama konusunda başarılı olabilir ve adaylar halkın kendilerine verecekleri mesajları kontrol edemezler. Halk sesini duyurmak için Web 2.0 araçlarını benimsemiştir; artık bütün mesele adayların halkı ne kadar iyi dinlediğidir.

The Long Campaign: U.S. Elections 2008

Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir.

 
Back to Top


Bu site ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Bilgilendirme Dairesi tarafından oluşturulmuş ve güncellenmektedir.
Diğer internet sitelerine olan bağlantılar, orada belirtilen düşüncelerin tasvip edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.