ABD Dış İşleri Bakanlığı - Yayınlar
jump over navigation bar
 
 
  
USINFO > Yayınlar

2008 ABD Seçimleri Nasıl Finanse Edilecek

Jan Witold Baran

The Long Campaign: U.S. Elections 2008

İÇİNDEKİLER
Bu Sayı Hakkında
İnternet Oyun Sahasını Nasıl Değiştiriyor
Yeni Oy Kullanma Teknolojisi: Sorun mu yoksa Çözüm mü?
İlk Kez Oy Kullanmak
Kongre Seçimleri
Değişen ABD Seçmeni
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kadın Seçmenler
Başkanlık Seçimini Haber Yapmak: Basın Otobüsünden Manzaralar
Siyasi Anketler: Neden Onlarsız Yaşayamıyoruz
Yeni Bir Başlangıç
2008 ABD Seçimleri Nasıl Finanse Edilecek
Seçici Kurul Gerçekten Yararlı Oldu mu?
Kaynakça
İnternet Kaynakları
Adobe Acrobat (PDF) dosyasını indir
 

Mount Gilead Ohio’da seçim kampanyasını sürdüren Senato adayı Sharrod Brown, bir kahve evinde seçmenlere seslenirken, Ağustos 2006.
Mount Gilead Ohio’da seçim kampanyasını sürdüren Senato adayı Sharrod Brown, bir kahve evinde seçmenlere seslenirken, Ağustos 2006.
© AP Images/Kiichiro Sato

ABD’de federal büro için seçim kampanyasına katılmak, adayların kampanyalarını finanse etmesi için büyük miktarda para kaynağı sağlamasını gerektiriyor; bu paranın sağlanması ve harcanması ise ABD hükümeti tarafından ciddi biçimde düzenleniyor. Seçim hukuku uzmanı Jan Witold Baran bu yazısında şahısların ve kurumların kampanyaya katkıda bulunmaları konusundaki yasal sınırlamaları açıklamakta ve kampanyaların harcamaları nasıl belirlediğine ve başkanlık seçimlerinin özel ve genel olarak finanse edilmesine değinmektedir. Baran, Washington DC’de bulunan Wiley Rein LLP hukuk bürosunun ortağı, aynı zamanda Fox News, National Public Radio ve ABC News’in yorumcusu ve yasal analizcisidir.

2007 yazından itibaren, yaklaşık iki düzine aday, ABD başkanı olmak için seçim kampanyası başlatmıştır. Seçim 4 Kasım 2008’de yapılacaktır; ne var ki bu adaylar Cumhuriyetçi veya Demokrat olarak ilgili partilerinin adaylığı için kampanyalarını başlatmışlardır. Partilerin kendi başkan adaylarını resmi olarak seçme işlemi 2008 yazında yapılacak toplantılarda gerçekleşecektir; ancak adaylar delege arayışlarına Ocak 2008’de başlayan ön seçimlerde başlamalıdır. Bu uzun ve çetin süreç, bu yola baş koyan adayların yetenekli, azimli ve yorulmak bilmeyen insanlar olmasını gerektirmektedir. Elbette büyük miktarda paraya sahip olmak da zorunludur.

Başkan, senatör ve temsilcinin bürolarına federal büro denmektedir. Federal ofisler, Washington DC’deki Beyaz Saray üyelerinden, ABD Senatosu’ndan ve ABD Temsilciler Meclisi’nden oluşur. Bu ofisler için yürütülen seçim kampanyaları federal hukuk tarafından düzenlenir; federal hukuk aynı zamanda kampanyaların finansmanın kimin tarafından sağlanacağını ve miktarın ne kadar olacağını da belirler. Federal kampanya finans yasaları, vali, belediye başkanı veya yasama organı üyeleri gibi eyalet ve yerel büro seçimlerini düzenleyen eyalet yasalarından ayrılır. Bu itibarla, federal büro adayı, biraz daha karmaşık ve sınırlayıcı olan federal yasalara bağlı kalmalıdır. Başkan adaylarının 100 milyonu aşkın seçmenden oluşan bir ulusu hedefleyen kampanyalar için yüzlerce milyon dolar değerinde bir kaynak bulmaları gereklidir; ancak adayların bu para kaynağını bulma ve parayı harcama yöntemi ciddi biçimde düzenlenmektedir.

Hawai Cumhuriyetçi Parti eyalet başkanı Sam Aiona, Federal Seçim Komisyonu’nu kampanya finansmanı ve denetimi meselelerini takip etmeye çağırmaktadır.
Hawai Cumhuriyetçi Parti eyalet başkanı Sam Aiona, Federal Seçim Komisyonu’nu kampanya finansmanı ve denetimi meselelerini takip etmeye çağırmaktadır.
© AP Images/Lucy Pemoni

Bir Kampanyanın Düzenlenmesi

Bir başkan adayı, siyasi komisyon denen bir kampanya organizasyonu düzenlemelidir. Siyasi komisyonda bir mali işler sorumlusu olmalı ve komisyon Federal Seçim Komisyonu’na (FEC) kaydolmalıdır. İsmine rağmen, FEC yalnızca kampanya finans yasalarını denetler ve uygular; seçimleri yönetmez. ABD’de, seçmenlerin kaydedilmesi işlemi, oy kullanılması ve oyların sayılması eyalet ve yerel seçim memurlarının sorumluluğundadır.

Çeşitli siyasi komisyon türleri FEC’e kaydolur. Adayların yanı sıra, siyasi partiler de kendi komisyonlarını bu organa kaydolmalıdır. Ayrıca, şirket, sendika veya ticari birliklerde yer alan şahıslar gibi özel vatandaşlardan oluşan bir grup da siyasi komisyon oluşturabilir. Bu siyasi komisyonlar genellikle PAC, yani siyasi eylem komisyonu (political action committee) olarak anılırlar, bu komisyonlar da FEC'e kaydolmalıdır.

Siyasi komisyonlar FEC’e kaydolduktan sonra kampanya fonu toplama çalışmalarına başlayabilirler. Bu tür fonların tümü, giderlerle birlikte üç ayda bir ya da ayda bir FEC’de dosyalanan raporlar halinde açıklanmalıdır. Raporlar elektronik olarak dosyalanmaktadır ve halk FEC’in [http://www.fec.gov/] adlı İnternet sitesinden bu raporlara ulaşabilir. Aday, siyasi parti ve PAC’lerin katkı ve giderlerini takip etmek için çok sayıda özel kurum da İnternet sitesine sahiptir.

Yasal Katkı Kaynakları

Federal aday veya siyasi partilere yapılan bütün bağış ve katkılar, FEC’e kayıtlı şahıs ya da komisyonlar tarafından yapılmalıdır. Şirket ya da sendikalar şahıslardan para sağlayan PAC’lerin sponsorluğunu yapıyor olsa da, bu tüzel kişiliklerin doğrudan katkıda bulunması yasaktır. PAC'lere 100 doların üstünde nakit para bağışlamak yasaktır; aynı şekilde, “yabancı vatandaş”, statüsünde bulunan şahısların katkıda bulunması da yasaktır. Bu şahıslar ABD’ye daimi olarak kabul edilmemiş kişilerdir. Ne var ki, seçimde oy kullanamasalar da, sürekli oturma iznine sahip yabancı vatandaşlar katkıda bulunabilir.

Katkı Miktarının Sınırları

Şahıs ya da siyasi komisyonunun yapacağı katkı miktarı çeşitli sınırlamalara tabidir. Sözgelimi, bir şahıs, herhangi bir adayın kampanyasına 2.300 doların üstünde para yardımında bulunamaz. Bu sınır, “seçim başına” hesaplanmaktadır. Aynı şekilde, bir şahıs, bir adayın ön seçim kampanyasına en fazla 2.300 dolar katkıda bulunabilir, aynı adayın genel seçim kampanyasına ise 2.300 dolar katkıda daha bulunabilir. Bir karı koca ayrı ayrı şahıslar olarak görülmektedir; dolayısıyla, seçim başına topluca 4.600 dolarla bu sınırın iki katı katkıda bulunabilirler.

Şahıslar, adaylara (ve diğer komisyon türlerine) yapılacak katkı sınırlamalarının yanı sıra, “toplam” katkı sınırına tabidirler. Bir şahıs iki yıllık seçim dönemi boyunca bütün federal aday ve siyasi partilere 108.200 dolardan fazla bağışta bulunamaz. (Sınırlar her iki yılda bir enflasyon artışına göre düzenlenmektedir; bu da normalin üstündeki dolar miktarlarını açıklamaktadır.)

PAC’ler seçim başına bir adayın kampanyasına en fazla 5.000 dolar katkıda bulunabilirler. Siyasi partilere yapılacak katkı miktarı da sınırlıdır; ancak bu sınır PAC’lerin tek bir adaya yapacağı katkı sınırının üstündedir.

Aynı şekilde, sözgelimi 23 milyon dolarlık –ki bu miktar başkanlık kampanyası için oldukça mütevazı bir miktardır- bir kaynak sağlamak isteyen bir başkan adayı, 2.300 dolardan daha fazla bağışta bulunamayacak şahısların ve 5.000 dolarla sınırlı PAC’lerin dikkatini çekerek bunu yapmalıdır. Böyle bir aday 23 milyon dolarlık bir kaynak sağlamak için maksimum miktarda bağış yapacak en az 1000 kişiye ihtiyaç duyacaktır. Adayın birkaç bin bağışçı bulmaya çalışma ihtimali daha yüksektir; bu bağışçıların büyük kısmı ise yasal olan en fazla miktarın altında bağış yapacaktır.

California’nın 53. Kongre bölgesinde aday olan Mike Gordon kampanya gönüllüleri ile strateji görüşüyor.
California’nın 53. Kongre bölgesinde aday olan Mike Gordon kampanya gönüllüleri ile strateji görüşüyor.
© AP Images/Damian Dovarganes

Kampanya Harcamaları

Büro için yarışan bir adayın kampanya yürütmesi için bir personel bulması, ofis bulup seyahat düzenlemesi, araştırma yapması, siyasi tavrını belirten yazılar hazırlaması, radyo, televizyon, yazılı basın ve İnternette reklam yayınlaması ve çok sayıda halkla buluşma mitingi düzenleyip kaynak sağlama faaliyetlerinde bulunması gerekmektedir. Temsilciler Meclisi adayları bu faaliyetleri kendi özel kongre bölgelerinde yürütürken, Senato adayları aynı faaliyetleri kendi seçim bölgelerinde yürütürler ki, bu bölge bütün eyalettir.

Başkan adaylarının kampanyalarını eyalet eyalet düzenlemek gibi zahmetli bir işleri vardır; resmi olarak aday gösterildikleri takdirde, bu kampanyayı bütün ülkede yürüteceklerdir. Bir başkanlık kampanyasının ilk planlaması –yani partinin resmi adaylığını kazanmak- ön seçimlerini en erken yapacak eyaletlere odaklanmaktır. Dolayısıyla, adaylar Iowa, New Hampshire, Güney Carolina, Nevada ve Florida’da örgütlenmeye çalışacaklardır; çünkü bu eyaletlerin tümü kurultay düzenleyecek veya Ocak 2008’deki ön seçimler bu eyaletlerde yapılacaktır. Eskiden, diğer eyaletlerin kendi ön seçimleri Haziran ayına kadar olan bir dönemde yapılmaktaydı. Ne var ki, 2008 yılında California, New York ve Texas gibi büyük eyaletler de dâhil olmak üzere, eyaletlerin büyük çoğunluğu ön seçimlerini 5 Şubat’ta yapacaklardır. Büyük ölçüde kısaltılmış olan bu seçim programı, başkanlık kampanyalarını yürütenlerin bu ilk eyaletlerde finansman faaliyetleri başlatabilmeleri için önemli miktarda kaynak sağlamalarını gerektirmekte, dolayısıyla söz konusu kişilere inanılmaz talepler yüklemektedir (bazı tahminlere göre en az 100 milyon dolar). Kampanya komisyonları finans durumlarını FEC’e açıklamak zorunda olduklarından, ne kadar para toplandığı ve paranın nereye harcandığı kamu kayıtlarına geçecektir. Özellikle 2007 yılı boyunca ve Ocak 2008’de bu raporlar “para ön seçimi” olarak adlandırılmıştır; çünkü söz konusu raporlar, gerçek oylama işlemi başlamadan önce her adayın almaya çalıştığı destek miktarının ölçümü olarak görülmektedir.

Kampanyaların Kamu Finansmanı

1976 yılından bu yana, başkan adaylarının kamu finansman siteminde yer almaları uygun bulunmuştur; ABD hükümeti kamu finansman yöntemiyle nitelikli kampanyalara fon sağlamaktadır. 2000 yılı seçimlerine kadar, seçilen bütün başkan adayları, belirli bir miktardan daha fazlasını harcamamak kaydıyla hükümet fonlarını kabul ederek bu sistemde yer almışlardır. Ne var ki, şart koşulan harcama limiti çok az bulunduğundan ve gerçekte belediye başkanı adaylarının özel kaynaklardan kolaylıkla sağlayabildikleri miktardan az olduğundan, bu sistem giderek adayların gözünden düşmüştür. Sonuç olarak, 2000 yılında Vali olan George W. Bush, ön seçimlerde kamu finansmanı hakkından yararlanmayı reddeden ilk önemli aday olmuştur. Dört yıl sonra, Cumhuriyetçi Başkan Bush ile Demokrat adaylar Senatör John Kerry ve Vali Howard Dean ilk yarışlar için kamu finansmanından yararlanmamayı seçmişlerdir. 2008 yılında, ilk kez Demokrat aday John Edwards dışındaki Demokrat ve Cumhuriyetçi bütün önemli adayların ilk eyaletlerde kamu finansmanı hakkından yararlanmamayı seçmesi beklenmektedir. Ayrıca, genel seçim kampanyası süresince Demokrat ve Cumhuriyetçi başkan adaylarının da kamu finansman sistemini kullanmama olasılığı yüksektir.

Ne Kadar Para Harcanacak?

2008 seçiminde kampanyalara harcanacak para miktarını tahmin etmek zordur; ancak bir tahminde bulunmanın zararı yoktur. Bu seçimde her zamankinden daha fazla para harcanacaktır. 2004 yılında Başkan Bush ilk eyaletler için 270 milyon dolar kaynak sağlamış ve genel seçim için 75 milyon dolar kamu fonu almıştır. Başkan Bush’un nihai rakibi Senatör Kerry ise ilk eyaletler için 235 milyon dolar kaynak sağlayıp genel seçim için 75 milyon dolar kamu fonu alarak geride kalmıştır. 2008 yılında aday sayısı ile birlikte katkı limiti de artmıştır (2004’teki 2000 dolardan 2.300 dolara çıkmıştır). Bunun yanı sıra, kampanyalara katkıda bulunan Amerikalıların sayısında da artış görülmüştür; bunda İnternetteki kampanya web sitelerinden elektronik olarak katkıda bulunma kolaylığının büyük payı vardır.

Aday harcamalarının yanı sıra, siyasi partiler, PAC’ler ve diğer ilgili gruplar da para harcayacaktır. 2004 yılında, Center for Responsive Politics’in tahmini hesaplamalarına göre, bütün federal adaylar, siyasi partiler ve diğer gruplar o yılın seçim kampanyası için 3,9 milyar dolar harcamışlardır. Bu rakama göre 2000 yılındaki kampanyaya nazaran yüzde 30 artış olmuştur. 2008 yılındaki seçim kampanyalarında yine bir artış görülmesi beklenmektedir.

The Long Campaign: U.S. Elections 2008

Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir.

 
Back to Top


Bu site ABD Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Bilgilendirme Dairesi tarafından oluşturulmuş ve güncellenmektedir.
Diğer internet sitelerine olan bağlantılar, orada belirtilen düşüncelerin tasvip edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.