Ben 1954'de, Brown Eğitim Kuruluşuna karşı Yüksek Mahkemesi'nin okulların ayrılmasıyla ilgili "ayrı ama eşit" doktrininin yasadışı olduğunu ilişkin kararından tam dört ay sonra doğdum. Babamın Florida A&M Üniversitesi'nde sanat bölümünde öğretim görevlisi olduğu Florida, Tallahassee'de dünyaya geldim. Babam doktorasını yapmak için Florida Eyalet Üniversitesi'ne başvurmak istedi ama 1954'te Florida Eyaleti siyahilerin mezun olmalarını hala onaylamıyordu. Bunun yerine kendisine Pennsylvania'ya giden bir trenden bileti verdiler ve babam diplomasını 1957'de Pennsylvania Eyalet Üniversitesi'nden aldı. Bir yıl sonra benim de yetiştiğim yer olan Massachusetts Bridgewater'daki Eyalet Üniversitesi'nin ilk siyahi profesörü oldu. Bugün Bridgewater Eyalet Üniversitesi ilk siyahi dekana sahip ve ben Şubat 2004'te siyahi bir kadın olarak Florida Eyaleti'nin ev sahipliği yaptığı yüksek öğrenimle ilgili bir konferansın açılış konuşmasını yaptım. 1954'te bu olayların hiçbiri hayal edilemezdi. Önceden beyaz ağırlıklı olan kuruluşlarda yıllardır ırkçılıkla ilgili dersler vermiş bir eğitimci olarak ve şimdi Spelman Üniversitesi'nin, en eski geçmişte siyahilerin çoğunlukta olduğu üniversitenin dekanı olarak, Brown Eğitim Kuruluşuna Karşıdavasının anlamına farklı bir gözle bakıyorum. Bir çok HBCU (geçmişte siyahilerin çoğunlukta olduğu üniversiteler) gibi Spelman da öğrencileri için, önceden beyaz ağırlıklı olan üniversiteler ve önceden onları dışlamış olan üniversitelerle içinde bulunduğu rekabeti göğüslemiştir. Ama artan rekabet, Spelman'da önemli gelişimlere yol açmıştır. Önceki Brown döneminde profesörler, araştırma ve yayın çabalarını arttırmaları için etkin bir biçimde teşvik ediliyorlardı ve yeni burs kaynakları oluşturulmuştu. Finansal istikrar ve birinci sınıfımızda 525 kişilik yeri doldurmak için başvuran yılda yaklaşık 4.000 yetenekli genç bayanın ilgisini çeken bir ortam yaratan yeni konaklama merkezleri ve akademik birimler için güçlü binalara bağış sağlamak amacıyla başarılı yardım toplama çabaları yürütülmüştür.
Spelman gibi geçmişte siyahilerin çoğunlukta olduğu üniversiteler nasıl sadece gündemde olmakla kalmayıp bir çok yetenekli siyahi öğrencinin öncelikli tercihi olabiliyor? Üniversite seçimi bir kimlik yansımasıdır; kendinizi nasıl gördüğünüzün, bugün kim olduğunuzun ve gelecekte kim olmak istediğinizin bir ifadesidir. Öğrenciler kendilerini güçlü yollarla ifade edebilecekleri güçlü yolların bulunduğu bir ortamda ve kendilerini eğitim kurumunun merkezi olarak görebilecekleri bir yerde bulurlar. Birkaç yıl önce, beyaz ağırlıklı olan topluluklarda yetişmiş siyahi üniversite öğrencilerinde ırksal kimliğin gelişimiyle ilgili yaptığım bir araştırmamım bir bölümünde geçmişte siyahilerin çoğunlukta olduğu üniversiteleri seçmiş öğrencilerle görüştüm. Genç bir bayan öğrenci kendi siyahi üniversite deneyimini şöyle ifade etmişti: "kampüste dolaşırken 'Burası benim için yapılmış.' duygusunu hissetmek ve bunu bilmek beni gerçekten mutlu ediyor." Amerika'da siyahi bir bayanın bunları söyleyebileceği çok fazla yer yoktur. Üniversite seçiminde kimliğin benimsenmesinin önemi küçümsenmemelidir. Günümüzde bir çok üniversite kampüsü 1954'tekilere göre önemli ölçüde çeşitli olsa da üniversiteler, bütün öğrencilerinin entelektüel ve liderlik potansiyellerini en üst seviyeye çıkarak tamamıyla kapsayıcı bir ortam yaratmanın ABC'sini anlamak için hala uğraşıyorlar. Eğitimin bütün seviyelerinde etkin öğrenme ortamlarının en önemli üç boyutu olan bu ABC'ler kimliklerin benimsenmesi, toplum inşa etme ve liderler yetiştirmektir. Bu ABC'leri eyleme dönüştürebilmemiz için birbirimize şu önemli soruları düzenli olarak sormamız gerekir: Bizim ortamımız kimleri temsil eder? Bu resimde kim eksiktir? Bir toplum inşa etme ve farklılıklar arasındaki diyaloğu teşvik etmek için ne gibi olanaklar vardır? Değişkenlik gösteren bağlamlarda mükemmel liderlik becerileri geliştirmeleri için öğrenciler ne gibi katılımlarda bulunabilirler? Irk ilişkileri uzmanı olarak bana sık sık neden Spelman Üniversitesi gibi "homojen" bir üniversiteyi yönetmeyi seçtiğim sorulur. Bu soru doğal olarak yanlış bir varsayıma dayanır. Öğrencilerimizin %97'si ırksal olarak "siyahi" olarak sınıflandırılmalarına rağmen öğrencilerin yapısı daha çeşitlidir. Spelman öğrencileri Amerika'nın bütün bölgelerinden ve bir çok ülkeden, beyaz kentli ve kırsal topluluklardan gelenler olduğu kadar siyahi kentliler de vardır. Afrika Diasporası'nın tüm bölgeleri temsil edilir ve üniversiteye giren kadınların çeşitli deneyimleri ve bakış açıları diyalog için bir çok olanak yaratır. Farklı ırktan olan genç insanların yaşamlarında "grup içi" diyaloğun önemli olduğu hatta bazen "gruplar arası" diyalogdan daha önemli olduğu, gelişimleri açısında önemli anlar vardır. Ve HBCU ortamında bile her ikisi için olanaklar yaratmak mümkündür. Çoğumuz, bütün öğrencilerin en yüksek standarda ulaşması için olanak ve teşvik bulabildiği bir üniversite vizyonuna sahibiz. Bu, grup ilişkilerinin tarafsız ve adil olduğu çok etnikli toplulukların vizyonudur. Bu eğitim vizyonu, entelektüel gelişim için öğrencilere sadece eleştirel düşünce, yazma, sayısal nedenleme gibi araçlar sağlayarak değil, aynı zamanda çeşitliliği olan bir topluma etkin bir katılımda bulunmaları için gereken becerileri ve deneyimleri de kazandıran bir vizyondur. Bildiğim kadarıyla böyle ideal bir eğitim ortamı Amerikan toplumunda ya da başka bir yerde hiçbir zaman var olmadı. Ama bu vizyon bir plandır.
Bu makalede ifade edilen fikirlerin ABD hükümetinin görüş ve politikasını yansıttığı düşünülmemelidir.
|
||||