![]()
Yüksek Mahkeme ve Medeni Haklar
Yüksek Mahkemenin hükümette diğer organlarla eşit şekilde yer alması 1803'te görülen meşhur Marbury v. Madison davası sayesinde kesinleşmiştir. Bu davada Yüksek Mahkeme tarihinde ilk kez Meclis'ten geçen ve Başkanın imzaladığı bir yasayı anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle feshetmiştir. Yüksek Mahkeme yalnızca yasaları yorumlayan bir mahkeme olmaktan daha çok yasaları geçersiz kılma gücüne sahiptir. Başka bir yasanın anayasaya aykırı olduğunu beyan etmesinin üzerinden 54 yıl geçmesine rağmen, 20. yüzyılın ortalarından beri özellikle medeni haklar alanında giderek daha aktif bir rol oynamıştır. Peş peşe görülen içtihat davaları azınlık haklarının genişletilmesi ve suç davalarındaki sanıkların korunması için önemli bir etkendir. Bu davaların birçoğu zamanında tartışmaya yol açsa da günümüzde adaletsizlik karşısında alınan kalıcı zaferler olarak nitelendirilir. Aşağıda kalıcı etki bırakan bazı davalara birkaç örnek verilmiştir:
Yukarıda belirtilenler ve diğer önemli birçok davada Yüksek Mahkeme azınlıkların eşit haklara sahip olduğunu reddeden eyalet ve bölge yasaları ve uygulamalarını feshetmiştir. Bu kararların alınmasında Fourteenth Amendment (On Dördüncü Değişiklik) önemli bir temel teşkil eder. Bu değişikliğe göre: "Hiçbir Eyalet, Birleşik Devletler vatandaşlarının, vatandaşlık hak ve dokunulmazlıklarını kısıtlayan bir yasa yapamaz ve uygulayamaz ve yine hiçbir Eyalet, bir kişiyi yasal usullere uyulmaksızın hayatından, özgürlüğünden ve mallarından yoksun bırakamaz ve yargı yetkisi altında bulunan bir kişiye yasaların eşit koruma sağlamasını reddedemez." "... yargı |